AŞK DOLANIR SENİ GÖRÜNCE AYAKLARIMA......

30/3/2007 - Sevgi Üzerine...

 BİRAZ ZAMAN AYIRIP OKUMAYA DEĞER...

Masumi Toyotome adlı bir Japon yazmış. "Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor. "Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor musunuz" diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor: " Sevgi üç türlüdür. Birincisinin adı 'Eğer' türü sevgi." Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar. örnekler veriyor: "Eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli bir kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim." Toyotome, " en çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. "Bir şarta bağlı sevgi. Karşılık bekleyen sevgi. Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türü budur" diyor. "nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır." Yazara göre, evliliklerin pek çoğu 'Eğer' türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile 'Eğer' türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor: "Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok çalışıyor. Okul dışında hazırlık kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle 'sınavları kazanamadın, Bir de utanmadan Hakone'ye gittin' diye bağırıyor. Delikanlı: 'Ama baba vaktiyle sende bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın' diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı" diyor, yazar. "Delikanlı, babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı. İnsanlar, 'Eğer' türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında. Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek bu genç adamın yaptığı gibi yaşamı sürdürmekle ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabiliyor" diyor, Masumi Toyotome. İlginç değil mi?

 İkinci türe geçiyoruz: 'Çünkü' türü sevgi. Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, onun sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki. Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki."

Yazar, 'Çünkü' türü sevginin 'Eğer' türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor: " 'Eğer' türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa, zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir, egomuzu okşar. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün 'Eğer' türünden temelde pek farkı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de yükler getiri insana. İnsanlar, hep daha çok insanlar tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama, sonsuz sevgi ve kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı, yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfın en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Evli kadın, kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile geçene içerler. O zaman bu tür sevgide, güven duygusu bulunabilir mi ?" diye soruyor Toyotome. " 'Çünkü' türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz" diyor. "Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var:

Birincisi, acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. (Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri, öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar.)

İkincisi de: Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terk etmiş. Daha acısı, aynı kentte oturan anne ve babası hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan, bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca, sevgi de kalmamış. Kız birçok ay sonra kahrından ölmüş...". Japon yazar "toplumdaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündedir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür" diyor.

 Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?

 "Ve işte sevgilerin en gerçeği, üçüncü tür sevgi, benim 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür" diyor yazar. "Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için, 'Eğer' türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanmayıp böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için 'Çünkü' türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan bir şey olduğu için değil, bir şey olmasına rağmen sevilir." Güzelliğe bakar mısınız? 'Rağmen sevgi'. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına rağmen sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına rağmen tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabi bu, sevgiyle karşılanması şartı ile. Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar "yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor. "Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir." Bunun böyle olduğundan nasıl emin olur sunuz? Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor. "Şu soruma cevap verin" diyor. "kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize yaşamanın ne yararı var diye sormaz mıydınız?" Devam ediyor Toyotome: "Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya birden bire başınıza yıkılmaz mıydı? O an yaşam size anlamsız gelmez miydi? Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşar dınız?" diye soruyor ve yanıtlıyor: "Öyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar. " Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor 'Rağmen' sevgiyi. "Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır." Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome. "Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede başkasına verecek fazlası yok." diye açıklıyor. Anlatıyor: " Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var? " Yazara göre, "açlığımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım, sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede? hepsi o." Ve asıl çarpıcı cümle en sonda. "DÜNYADAKİ EN BÜYÜK KITLIK, RAĞMEN TÜRÜ SEVGİNİN YETERİNCE OLMAYIŞIDIR." İYİ DÜŞÜNÜN... Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi? Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı? Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz? Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız? Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız? Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç? Ve siz onu hiç kokladınız mı? Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı? Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız? Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz? Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl? Çimlere uzandığınız oldu mu? Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç? Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl? Kaç kez kuşlara yem attınız? Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı? Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz? Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı? Kaç kez mektup aldınız bu yıl? Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç? Kimseyle barıştınız mı bu yıl? Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz bu yıl? İyi bir yılın, bunlar gibi birçok 'küçük şey'e bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl? Yeni yılda düşünün. Yayılın çimlerin üzerine. Acele edin...Er veya geç...Çimenler yayılacak üzerinize...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/6/2006 - ANAMA

Kategori: siir

Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar çekti ne etti Anam
Acı tatlı zahmetime katlandı
Uçurdu yuvadan yürüttü Anam

Anaların hakkı kolay ödenmez
Analara ne yakışmaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gücenmez
Emzirdi salladı uyuttu Anam

Doğurdu beni Sivas ilinde
Sivralan Köyünde tarla yolunda
Azığı sırtında orak elinde
Taşlı tarlalarda avuttu Anam

Ben yürürdüm Anam bakar gülerdi
Huysuzluk edersem kalkar döverdi
Hemen kucaklayıp okşar severdi
Çirkin huylarımı soyuttu Anam

Çocuğudum Anam bana ders verdi
Okumamı çalışmamı ön gördü
Milletine bağlı ol da dur derdi
Vatan sevgisini giyitti Anam

Tükenmez borcum var Anama benim
Onun varlığından oldu bedenim
Kimi köylü kızı kimisi hanım
Ta ezel tarihte kayıtlı Anam

Veysel der kopar mı Analar bağı
Analar doğurmuş ağayı beyi
İşte budur sözlerimin gerçeği
Okuttu öğretti büyüttü Anam

 

AŞIK VEYSEL

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/6/2006 - AĞLAR VEYSEL ÇIKMAZ SESİ

Ah çektikçe erir gider
Yüreğimin yağı benim
Seni görsem durur gider
Dillerimin bağı benim

Gam leskesi saf saf oldu
Hep sözlerim boş laf oldu
Senin yolunda mahv oldu
Gençliğimin çağı benim

Ah belimi büken oldu
Gurbet bana diken oldu
Altı aydır mekan oldu
Dibi kırkkız dağı benim

Sensin derdine düştüğüm
Hayal oldu konuştuğum
Her gün yediğim içtiğim
İçerimde ağu benim

Ağlar VEYSEL çıkmaz sesi
Gine coştu gam deryası
Garip gönlümün yaylası
Güzel hüsnün bağı benim

 

AŞIK VEYSEL

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/6/2006 - ECE KIZ YAŞAYACAK

 

Yardım etmek mi istiyorsun? O zaman dinle; yaşama sevinci getir bana çokça olsun çabuk tükenmeyenlerinden. İhtiyacım var bu ara..

 

 

arkadaşlar!!! bu yazıyı nolur kaale almamazlık etmeyin! çünkü söz konusu olan bi gencin hayatı! ewet o 19 yaşında yerinde duramayan kıpır kıpır bi kız-dı! ama şimdi hastalığın pençesinde kıvranıyor! adı ece.. orhangazili! arkadaşım olmasa bende inanmaz yine birileri bazı şeyleri kullanarak bişeyler elde etmeye çalışıo die düşünürddüm! ama öyle deil inanın! ece bir lösemi hastası! we acilen ilik nakli gerek! tabi bunun içinde para! gerekli olan miktar tam tamına 160.000 ytl! ve bu paranın haziranın sonuna kadar toplanması gerek.. tamam belki çok gibi gözüküo! bizler ilçe olarak fazlasıyla çabalıyoruz ama eger sizde duyarlı olur ufak bi miktarda olsa gönderirseniz biz umutluyuz! nolur arkadaslar duyarlı olalım! bu bizimde basımıza gelebilirdi! ece için bağışlarınızı bekliyoruz!!! hiç değilse dualarınızı eksik etmeyin nolur.. ececim allah yardımcın olsun arkadaşım..
VAKIFBANK ORHANGAZİ ŞUBESİ HESAP NO:00158007285948146

nolur bakın ve görün: http://ece.oetal.org

                                          http://www.eceuslu.org

                                          http://www.eceuslu.ws.tc/

 

 

LİDER GAZETESİ İLKER ÖZLÜK 09/05/2006

Hadi biri çıkıp değmez desin…
 Ece Uslu 19 yaşında kan kanseri hastası ve benim kardeşim…
 Babası uzun süre önce vefat edince annesi Rukiye hanım üç tane olan kızlarına hem annelik hem babalık yaptı.
 Ece bu ailenin en küçük kızı.
 Üniversite sınavlarına hazırlandığı dershanede eğitim gördüğü sırada öğrendi hasta olduğunu.
 Öyle sizin bildiğiniz gibi değil ama…
 Dimdik ayakta ve karşısında ağlamak için sıra bekleyen sevenlerine cesaret vererek…
 Hatta sıra vermek isteyenler oldu Ece’nin yakının da.
 Dur sen ölme diye…
 Ölmeyecek tabi ne sandınız ya.
 Sadece yaşamak istediği için değil yaşadıkça bir şeyler yapabilmek için…
 Ece şuanda tedavi gördüğü Yedi Tepe Üniversitesinde ameliyat olacak.
 Ameliyatı için 160 bin YTL yani 160 Milyara ihtiyacı var.
 Parayı toplayabilmek için bir kampanya başlatıldı.
 Başlatılan kampanya para toplamak için değil aslında, Ecenin hayatta kalabilmesini sağlamak için.
 Sizce değmez mi?
 19 yaşında genç bir kızın hayatta kalmasını dilemek ve bu dileği gerçekleştirmek yerinde bir karar değil mi?
 00158007285948146: Orhangazi Vakıfbank Şubesi.
 İşte Ece’nin hesap numarası.
 Belki bize yaptığı son numara.
 Belki bundan sonra her şey çok daha güzel olacak.
 160 Milyar’ı bir çırpıda toplayacak kadar çoğuz.
 Hala değmez diyenler var mı aranızda?
 Lütfen yardımcı olun bu kıza.
 Maddi ve manevi.
 Uzun zaman olmuştu.
 Ece Uslu Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde yatıyordu.
 Benim Panik Atak nöbetlerim yine sıklaşmaya başlamıştı.
 Olumsuzluklar ve yıkımları kaldırabilecek bir psikolojide değildim.
 Yanına gittim.
 Elimde çiçek birkaç hediyelik eşya ve oyuncak dediğimiz hani o ufak çocuklara verilen tüylü bir oyuncak almıştım.
 Yanımda her türlü duygusal ortamlarda ağlamaya müsait ve Ece’nin ziyaretine gelmiş biri daha vardı.
 Ece gözlerimizin içine bakıp içimizde öyle narin gezdiriyordu ki bakışlarını, bakışları içimizden çıkarken onunla birlikte gözümüzün yaşlarla dolacağını hissettim.
 Ve yanımdaki ziyaretçi ağlamaya başladı.
 Ece sordu; ne oldu buna?
 Duymadın mı dedim.
 Hayır dedi.
 Nişanlanmak üzere olduğu erkek arkadaşıyla kavga etmiş ve ayrılmış dedim.
 Dedikodu olunca akan sular duruyor.
 Ece biraz üzülse de hafif hafif gülümsemeye başladı.
 Ben esprilerle ortamı keyifli hale getirmeye çalışsam da; dışarıya çıktığımda koca tıp fakültesine sığmıyordum.
 Asansörden daha hızlı indim merdivenleri.
 Bir an önce bir şeylerden kaçmak istiyordum.
 Anladım ki kaçmak yerine orda olmak zorundaydım.
 Şimdi buradayım.
 Kaçmadım ve kaçmayacağım.
 Sizde kaçmayın.
 Ecenin ameliyatı için gereken paranın bulunması için lütfen yardımcı olun.
 Sizden saygı ve alçakgönüllükle yardım istiyorum.
 Hadi biri çıkıp değmez dese ya…

 

 

 

dipnot:arkadaşlar hiç değilse blogunuzda bu konuya değinirseniz daha çok kitleye ulaşabileceğimizi düşünüyorum.. yardımcı olan, destek olan herkese gönülden teşekkürler! Ece'nin gülüşü herşeye değer...

 

 

www.blogcu.com/prettygirl  Alıntıdır

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/5/2006 - Ama Çocuğun Hasreti

Kategori: siir

Ama Çocuğun Hasreti

 

İşitiyorum, güneş pek güzel,çay kenarında suyun üzerine doğru sarkan çiçeklerin manzarası pek latifmiş...Ve nazik öten kuşların,havai böceklerin,uçuşu da görülecek şeylerden imiş.

İşitiyorum ki,geceleri gökyüzünde gizli ışıklar görünürmüş. Dalgaları göz yaşları gibi hazin olan deniz içinde dahi,beyaz yelkenli gemiler akıp gidermiş.

İşitiyorum ki, çiçeklerin renkleri pek latif imiş. Dereler,dağlar, çayırlar, sular,ormanlar ve hususiyle fecir zamanları o kadar güzel, o kadar şirin imişler ki, bu kadar azamet ve ihtişama karşı insan,rabbine secdeler edermiş.

Fakat ben, ne o gürültüsünü işitmekte olduğum denizi, ne o rengin çiçekleri, ne gökyüzünü, ne güneşi, ne o güzel meyveleri, ne kuşları, ne aydınlığı göremediğimden dolayı müteessir değilim.

Hayır Allah’ım , hayır! Şu fani alemin güzelliklerinden hiçbirini arzu etmem. İlla!!. Heyhat..!. Anacığımı göreydim..!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/5/2006 - MELEK ANNEM

MEĞER DİLİMDEKİ VE BEYNİMDEKİ

EN GÜZEL KELİME SENİN ADINMIŞ.

SANA HER SESLENDİĞİMDE YA ACIM DİNİYOR

YA DA SEVGİM COŞUYOR.

CANIM ANNECİM

ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2006 - DOSTLUĞA...

Kategori: siir


Aradığım dosttu, bir tebessümle, hoş sada ile anacak.
Sırça köşküne kapanmış gönül, dosta, muhabbete kanacak.

İstemem her dostu, huzur saracak dostun yanında bedeni.
Yalnızlığın ilacı dosttur; dost olur mutluluğun nedeni.

Erguvan rengi sıcaklığında olur, dostum ile cehennem.
Kimsesiz olacağım cennet, aslında cehennemdir istemem.

Issız kalmamalı dünyada, hani derler ya dünya fanidir.
Lale ömrü misali, kısacık bir huzura gönül kanidir.

Issız adada yalnızlık korkusuyla dosta değer vermeli.
Çalıyor hayat dostluğu, dost dostunu kalbine hapsetmeli.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2006 - SENSİZLİK

Kategori: siir


bir kabus gibi çöküyor üstüme
gece olunca, sensizlik
yüreğimi sıkıştırır
nefessiz kalır ciğerim,
bir de senin hasretin var
katlanılması güç olan,
yine de yaşıyorum;
ne yaşadığımı bilmeden.
evet sensizlik çekilmiyor
ne sigaram beni avutur,
ne de elimde kalan resmin
beni teselli eder.
işte sensizliği böyle yaşıyorum
sevginden vazgeçmeden
kahrını çekiyorum...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/4/2006 - Büyüme Daha İyi

Kategori: siir

Büyüme Daha İyi

ne çok macerası olmuşsa
yelkovanla akrebin
ne çok benzemeye başlamışsa
maymun ellerine
senin bebek ellerin
o kadar büyümüşsün demektir
büyüyen insanlığın değil
büyümek hergün biraz
insanlığından yemektir


büyümek
cilve yapan meyvelere inat
insan etine diş geçirmektir

saat 12 yi vurur
balkabağından arabaların sihri bozulur
masal kahramanlarına dar gelir artık belleğin
yüreğin sadece
suçluların saklandığı bir hayalet şehir

büyümek okyanusları terkedip
tek yollu küçük bir kanalda
kürek çekmektir

büyümek
bir kaşık suda
can çekişmektir


hergün bir siyah leke yeşerir vucudunda
yakın bulsada inekler seni kendine
beneklerinden ötürü
üzülme
senden daha kirliler
koyulaşmasını renginin
kemale ermek sanıp
takdir edecektir
büyümek
kirlenecek tek noktası kalmayınca bile
bir çocuğa
tişörtündeki lekeden dolayı kızmak, öğüt vermektir

büyümek
................içindeki çocuğu
..........................................büyüklere karşı
....................................................................koruyabilmektir



Mesut Yekta
     

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2006 - NECİP FAZIL KISAKÜREK

Kategori: siir

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
blog layouts

blog layouts

Hakkımda

Hani Gözler Vardır Sözleri Anlatır,Hani Sözler Vardır Gözleri Anlatır,Bir de Aşk Vardır Seni Anlatır.......

Giriş Sayfası Yap

Son yazılarım

Sevgi Üzerine...
ANAMA
AĞLAR VEYSEL ÇIKMAZ SESİ
ECE KIZ YAŞAYACAK
Ama Çocuğun Hasreti
MELEK ANNEM
DOSTLUĞA...
SENSİZLİK
Büyüme Daha İyi
NECİP FAZIL KISAKÜREK
BUNLARDA BLOGSPOTCU ARKADAŞLARIM
  • Elifce
  • REHBERİM

    Kategoriler

  • diger
  • duz yazi
  • resim
  • siir
  • Image Hosted by ImageShack.us

    Bakakaldıklarım

    Aysenceyiz
    jeming
    yust
    esin
    yellowdaisy
    caglar
    PINARCOLAK
    melis2006
    esma16
    emrepakyurek
    emrahla
    pckurdu
    eyust
    ismail
    milkboy
    gul67
    dauntless21
    exca164
    yildizca
    fenerce
    blogdoktoru
    blogekle
    mozel05
    bendencesitliyazi
    dungeon
    PITIRCIK
    temizekran
    asmakilit
    nstar
    rabis
    yust1
    brcdesign
    AHbuHAYAT
    laleninbahcesi
    PROMANAGER
    mutlu31
    vahip
    blogcuyayardim
    nane
    kumandan80
    ahmetkoseoglu
    cicibisiiy
    dileks
    benimki
    Byakrep
    bethesna62
    ilkay
    sevgiyumaGI
    mavice23
    peruze
    hawin1
    Abhorrence
    millet
    katliambirligi
    sedencik
    esmerbuluta
    ebrar06
    hayatguzeldir
    YesimAliYalcin
    vezir
    roz
    karacocuk
    matrixnet
    Ozdemir
    raciegi
    asideniz07
    zzzeynep
    aysegul21
    msn
    geceyolcusu600
    nazlica
    netweb
    dobra2005
    sessizofke01
    yagmurlar
    ezgialimler
    delikadir007
    evkedisi2
    eray2
    evkedisi
    kozluklucity
    almanya2006
    dusbahcesi
    benhaladeliyim
    .:::Love's Cute Spot!:::.
    BlogBul.Com! Ücretsiz Türkçe Blog Sayaç Blog Toplist
    PageRank Gosterim
    Spam Yok!

    Bigoo.ws All for your blog